Cuma günüydü. Saat 3’ü geçiyordu. Şirkette 3 kişiydiler. Günlük yapılacak işler bitmişti.
Arkadaşlardan biri sordu:
- Evet, ne
yiyelim?
- Yağlı somun
olur.
- Etli ekmek
nasıl olur? – diğeri soruya soruyla cevap verdi. ‘Uzun süredir yemiyoruz.’
- Olur, ama benim
mideme iyi gelmiyor sanki.
Biraz konuştuktan
sonra tavuk kanat ve etli ekmeğe karar verdiler.
Nihat, yakındaki
lokantayı aradı.
Nihat: - Merhaba,
çalışıyor musunuz?
Lokantacı: -
Merhaba, evet, buyurun.
N: - Etli ekmek
ve tavuk kanat siparişi verecektim. Ofise getirebilir misiniz?
L: - Tabii,
getiririz. Hangi şirkete?
N: - Donat
L: - Pardon?
N: - Donat
Birkaç kez
tekrarladıktan sonra lokantacı ‘tamam, anladım’ dedi ve sordu:
L: - Hangi
sokaktaydınız?
N: - Sizinle aynı
sokakta, 4 fabrika sonra. 7 numaralı.
L: Tamam, 15-20
dakikaya siparişinizi gönderiyorum.
Lokantacı,
telefonu kapattığında, kasadaki eleman sordu:
K: Hangi firma,
abi?
L: Donattır
galiba.
K: ‘Donald’ olmasın?
Bizim sokaktaki fabrika.
L: Evet, bu
sokakta. Ama ‘Donat’ dedi arayan. Üç kez sordum.
K: Abi, sen
yanlış duymuşsundur. Donald’dır o.
L: Olabilir. Yaşlandım
artık. – deyip güldü.
Sipariş hazır
olunca, garsonlardan biri paketleri güzelce hazırlayıp diğerine verdi. O da
bisikletiyle adrese götürdü. Adreste paketi ve fişi teslim etti. Şirkettekiler
paketi teslim alıp ödemeyi yaptılar. Garson üstünü vermek istiyordu.
- Üstü kalabilir.
- Teşekkür
ederim. Afiyet olsun.
- Sağ olasın.
Nihat, fişin
üzerine baktı. ‘Donald’ yazıyordu. Arkadaşlarına gösterdi. Bakıp gülümsediler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Değerli Yorumlarınızı Bekleriz.