23 Ağustos 2020 Pazar

İş Arayışı


Kahvaltı yaptıktan sonra çantasını alıp evden çıktı. Bugün önemli bir iş görüşmesi vardı. Eğer mülakatı geçebilirse saygın bir şirkette muhasebeci olarak çalışacaktı. Arabası bozulduğu için taksi çağırmak istedi. Ama sonra vazgeçti. Metroyla da gidebilirdi. Biraz da yürümüş olurdu. En fazla kaybedeceği zaman 15-20 dakika olur diye düşündü.

Durağa gitti. Tren hemen geldi. Bindi. Boş yer bulup oturdu. Bir sonraki durakta genç bir delikanlı bindi. Gelip yanında oturdu. Nedense merak etti. Sordu:

- Öğrenci misin?

- 2 yıldır mezun oldum.

- Çalışıyor musun peki?

- Henüz arayıştayım. Şimdi bir iş mülakatına gidiyorum.

- Çok iyi.

- İyi. Ama benim deneyimim yok. O yüzden pek tercih etmiyorlar.

Konuştukça aynı firmaya aynı iş için gittiklerini fark etti. Üzüldü. Aynı iş için çağırmışlar. Ve büyük ihtimal kendi şansı daha yüksekti. Deneyimliydi. Hem referansları da iyiydi.

Bir ara ‘gitmesem mi’ diye düşündü. ‘Belki genci alırlardı. Çünkü acil birilerini arıyordular. En azından daha fazla şansı olurdu. Ama ya başka adaylar da varsa? Hem genç o işi alamaya bilirdi, hem de kendisi o işten mahrum kalırdı.

Konuşa konuşa şirkete geldiler. Önce genç girdi. Çıktı. Mülakatın güzel geçtiğini söyledi.

- Keşke alabilsem.

- Ben girmesem mi acaba!

- Hayır, olur mu öyle? Biz şimdilik rakip de olsak size karşı haksızlık olur bu.

- Haklısın. O zaman ben de görüşüyüm.

Mülakat biraz uzun sürdü. Çıktığında yeni genç ‘rakibi’ / arkadaşı ordaydı.

- Nasıl oldu?

- Fena değildi. Bir kahve içelim vaktin varsa.

- Olur. Yakında bir yer biliyorum. Oraya gidebiliriz.

Kafede konuşmaya kaldıkları yerden devam ettiler. Genç üniversitedeki bazı hatıralarını anlattı. Sonra iş başvurularından konuştu. Muhasebeyle ilgili sorulara kapsamlı yanıtlar alınca gencin konuya hakim olduğunu anladı. Hem zeki birisine de benziyordu. Nasıl oluyordu da işe almıyorlardı?

Bir gün sonra sonuçlar açıklandı. Muhasebe işini almıştı. Beklendiği gibi genci değil onu tercih etmişlerdi. Şirkete gitti. Genel müdürle görüştü. Görüşme biraz uzun sürdü. Ama odasından çıktığında gülümsüyordu. Belli ki istediği olmuştu.

Genç, işe alınmadığıyla ilgili kibar bir e-mail aldı. Bekliyordu ama yine de biraz üzüldü. Koltukta düşüncelere dalmıştı ki, telefonu çaldı. Şirketten arıyorlardı.

- Burak Bey, umarım mülakat sonucuyla ilgili e-mailimiz size ulaşmıştır.

- Evet, ulaştı. Teşekkür ederim.

- Sizi başka bir iş için rahatsız ediyoruz. Şirketimiz yeni bir iş pozisyonu açtı. Muhasebeci yardımcısı. Eğer siz de kabul ederseniz sizi bu işe almak istiyoruz.

Sevinç ve şaşkınlık karışımı bir his geçirdi. Birkaç saniye ne diyeceğiniz bilemedi. Sonra:

- Memnuniyetle. Ne zaman gelebilirim?

- Yarından gelip başlaya bilirsiniz.





*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerli Yorumlarınızı Bekleriz.