21 Ocak 2016 Perşembe

3. Gece - Yakmak

Şeytan ateşten yaratıldığı için topraktan yaratılan Hz Âdem’den üstün olduğunu iddia etti. Sanki yakmak topraktan daha güçlüdür onun mantığıyla. Oysa ateş toprağı yakarak yok etmez, ama toprak ateşi söndürebilir. Bunu bilemeyecek kadar aptal mıydı sahiden?!

Hz İbrahim’i inandığından döndüremeyeceklerini anlayınca onu yakarak yok etmek istediler. Zalim
Nemrut’un zulmüyle inleyen insanlar bile onun ateşine odun taşıdılar çoluk çocuklarıyla. Bilmediler ki bir düşünce çıktı mı ortaya artık onu yok edemezsin. İnsanları öldürebilirsin ama düşünceyi asla. Gerçi onca zahmetlerine rağmen insanı bile yakamadılar ya.

Bir defasında bir topluluk öldürülemeyen bir gencin ölümüyle doğru yolu buldu. Buldular ama hemen de cezaya çarptırıldılar. Yakılarak öldürüldü çoğu. Ama asla bildikleri doğrudan şaşmadılar.   

Tarık bin Ziyad’ın askerlerin korkmadan düşman üzerine gitmeleri için gemileri yaktığını söylerler. Böylece ‘önümüzde deniz gibi bir düşman, arkamızda düşman gibi bir deniz var’ düşüncesiyle askerlerin düşman kalesini fethetmekten başka çıkış yollarının olmadığını anlamalarını ve daha cesurca savaşmalarını sağlamış.

Bir zamanlar Avrupa’da bilim insanları yakılarak öldürüldüler. Herhalde şeytanın yolunda olduklarını düşündükleri için şeytanın malzemesi olan ateşi tercih ettiler zavallılar.

Bir söylentiye göre Kolombiyalı Pablo Escobar kızıyla polislerden kaçarak saklandığı dağ evinde soğuktan donmamak için 2 milyon dolarını yakmış. Ne acı değil mi? Belki de zamanında o paraları kazanmak için birileri canından oldu.

Soğuk kış gününde bir lokantada sobanın yanında oturmuş misafirlerimizle yemek yiyorduk. Aniden gözlerim duvardaki bir yazıya takıldı. ‘Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle.’ Bir sobaya baktım bir de yazıya. ‘Ne özlü bir söz değil mi ama’ düşündüm kendi kendime.


(S. Berk)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerli Yorumlarınızı Bekleriz.