Şeytan
ateşten yaratıldığı için topraktan yaratılan Hz Âdem’den üstün olduğunu iddia
etti. Sanki yakmak topraktan daha güçlüdür onun mantığıyla. Oysa ateş toprağı
yakarak yok etmez, ama toprak ateşi söndürebilir. Bunu bilemeyecek kadar aptal
mıydı sahiden?!
Hz İbrahim’i inandığından döndüremeyeceklerini anlayınca onu yakarak yok etmek
istediler. Zalim Nemrut’un zulmüyle inleyen insanlar bile onun ateşine odun
taşıdılar çoluk çocuklarıyla. Bilmediler ki bir düşünce çıktı mı ortaya artık
onu yok edemezsin. İnsanları öldürebilirsin ama düşünceyi asla. Gerçi onca
zahmetlerine rağmen insanı bile yakamadılar ya.
Bir defasında bir topluluk öldürülemeyen bir gencin ölümüyle doğru yolu buldu.
Buldular ama hemen de cezaya çarptırıldılar. Yakılarak öldürüldü çoğu. Ama asla
bildikleri doğrudan şaşmadılar.
Tarık bin Ziyad’ın askerlerin korkmadan düşman üzerine gitmeleri için gemileri
yaktığını söylerler. Böylece ‘önümüzde deniz gibi bir düşman, arkamızda düşman
gibi bir deniz var’ düşüncesiyle askerlerin düşman kalesini fethetmekten başka
çıkış yollarının olmadığını anlamalarını ve daha cesurca savaşmalarını sağlamış.
Bir zamanlar Avrupa’da bilim insanları yakılarak öldürüldüler. Herhalde
şeytanın yolunda olduklarını düşündükleri için şeytanın malzemesi olan ateşi
tercih ettiler zavallılar.
Bir söylentiye göre Kolombiyalı Pablo Escobar kızıyla polislerden kaçarak
saklandığı dağ evinde soğuktan donmamak için 2 milyon dolarını yakmış. Ne acı değil mi?
Belki de zamanında o paraları kazanmak için birileri canından oldu.
Soğuk kış gününde bir lokantada sobanın yanında oturmuş misafirlerimizle yemek
yiyorduk. Aniden gözlerim duvardaki bir yazıya takıldı. ‘Ateşe dayanabileceğin
kadar günah işle.’ Bir sobaya baktım bir de yazıya. ‘Ne özlü bir söz değil mi ama’
düşündüm kendi kendime.
(S. Berk)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Değerli Yorumlarınızı Bekleriz.